Filmin açılış sahnesi itibariyle eğer Mustafa Kemal olmasaydı ve kurtuluş savaşı yapılmasaydı Türkiye daha doğrusu bu topraklar üzerinde nasıl bir düzen kurulu olurdu surusuna traji komik ve bir okadar da mesaj verici olarak başlıyor. 1888 yılında bir tarlada koşturmakta olan küçük sarı saçlı mavi gözlü bir çocuğun ağaca tırmanıp daldaki bir bülbülü almaya çalışırken düşmesiyle başlıyor ve anlaşılan Mustafa türk tarihindeki yerini kaybetmiştir; 2007 yılına gelindiği zaman Anadoluda Türkiye cumhuriyeti deği “Osmanlı cumhuriyeti”varolmaktadır. Ülke Avrupa birliğine girmek isteyenler ile Amerikanın yanında mandasında olmak isteyenler arasında geçen mücadeleyi ali osmanlının memaliki padişahı kimse takmamaktadır ve arkasından işler çevrilmektedir. Ülke topraklarının bir bölümü sadrazam tarafından başka ülkelere bırakılmak üzeredir antlaşmayla. Padişahı Ata Demirer‘in canlandırdığı ve asla bir komedi filmi olmayan yapım günümüz politikacılarını ve ülkenin halini apaçık göstermektedir.
Gösterim Tarihi
21 Kasım 2008
Yapım
2008
Tür
İzlenme
129 kez izlendi
Etiketler
Yorum Yap
-
Teşekkürler, yorumunuz inceledikten sonra eklenecektir.
Yorum bulunmamaktadır, ilk yorumu siz yapabilirsiniz.
Benzer Filmler
En Hit Filmler
Catherine tramell Sharon Stone San francisco'dan Londra'ya taşındıktan sonra kanun dışı işler yapmaya devam eder. Çok satan cinayet romanları yazmaya devam eden ve kısa sürede Londra'da da adından söz ettirmeye başlar. Tanınmış bir sporcunun garip şekilde ölümü sonucu dedektif Roy Washburn David Thewlis Catherine'den şüphelenir, onu sorgular fakat suçlu olduğunu kanıtlayamaz bunun üzerine Tramell?in psikiyatrik karakter profilini çıkarıp, değerlendirmesini yapmaya ikna edilir ve Dr. Michael Glass David Morrisey' yönlendirilir fakat Michael, Catherinenin çekim alanına girer ve onunla beraber olabilmek arzusuyla yeni cinayet romanındaki öldürülecek karakter olma yolunda ağa düşer. En az Temel içgüdü 1 kadar güzel olan film defalarca seyredilmeye değerdir.
Güneşi Gördüm ve Beyaz Melek filminden sonra senaristliğini ve yönetmenliğini yapan Mahsun Kırmızıgül 3. filmi New York'ta Beş Minare ile türk sinemasında olay yarattı. Yaklaşık 11 yıl önce hayalindeki filmi gerçekleştirmek için yola çıkmış ve hayalini gerçekleştirmiştir. Yaptığı basın toplantılarında düşüncelerimde olan tüm filmleri gerçekleştireceğini söyleyen Mahsun Kırmızıgül çok iddialı konuşuyor. 3 ay boyunca tekke ve cemaatleri gezen ve müslüman cemaatlerinin tüm zikirlerini izleyen Kırmızıgül'ün çektiği zikir sahnesi sinema tarihinde bu güne kadar çekilen en güzel zikir sahnesi diye konuşuluyor. Yazmış, yönetmiş, oynamış, müziklerini yapmış ve ortaya başından sonuna ilgiyle, zaman zaman fevkalade duygulanarak izlenen bir film çıkarmış.. Sevginin, hoşgörünün filmini yapmış. İnsan olmanın filmini.. Dünyayı, ülkeyi, aileleri bölen saçma korkuların, hırsların, intikamların nasıl anlamsız, nasıl acımasız olduğunu anlatmış. Peşin hükümlerin yarattığı yanılgıların içinin nasıl boş olduğunun altını çizmiş.. Kırmızı bültenle aranan ve ismi fenomene dönüşen radikal dinci bir örgütün lideri Deccal kod adlı suçlunun Amerika’da yakalandığı bilgisi gelir. Teşkilatın en başarılı iki polisi Amerika’ya suçluyu teslim almaya giderler. Bundan sonrası kolay gibi görünür ama hiçbir şey göründüğü gibi değildir. İstanbul, New York, Bitlis üçgeninde geçen hikaye, yakın dönemin Türkiye’sini sorgularken, 11 Eylül sonrası Amerika ve dünyanın İslam ile olan paranoyasının altını çizecektir.
Son Yorumlar
Etiketler



























